Pazartesi, Haziran 05, 2017

3884 km ve Balkanlarda Araba ile 4 + 1 Yolcu / Lokrum Üzerinden Dubrovnik - II





Gün boyu Dubrovnik eski kenti geziyoruz. Basamaklardan çıkıyor, iniyor, ara sokaklarda kayboluyoruz. Bir ara annem ve babamdan ayrılıyoruz, saat ve yer kararlaştırıp eski kentin romantizmini yaşamaya başlıyoruz. 




Kent her adımında şaşırtıyor bizi... Haritada işaretlediğimiz noktaları keşfe çıkarken iki şey aklımızda; şarap ve tatlı molası.









Kalenin yaklaşık 2 km. olan çevre turuna katılmayıp, ara sokaklarda dolanmayı tercih etmek bizi bir okulun basketbol sahasına götürüyor. Keşfimizden mutluyuz. Kale manzaralı bu saha da keşke teke tek bir maç yapabilsek diyoruz. Yeni yetmeliğimiz içimizde bir yerde can buluyor sanki. 
Uzunca bir süre tellerin arasından şehri tepeden seyrediyor ve yolumuza devam ediyoruz. 

Sırada bir şarap molası var. 



Doğru yerleri iç güdüsel olarak seçiyoruz. 
Kafamızı şöyle bir uzatıyoruz, 
içeri loş ışıklı ve geriye doğru bir mağara izlenimi veren taş duvarlar var. 
Barda iki adam ve bir kadın sohbette.
Merhaba deyip içeriye giriyoruz. 
Bir aile işletmesi, bağları kendilerinin, 
barın arka tarafında duran kadınla sohbete başlıyoruz. 
Şarap söz konusu olduğunda ikimizin de tercihi kırmızı olur, 
sohbet uzayıp gidince kadının önerisi ile beyaz deniyoruz. 
Arka bölümde fotoğraflara bakarken, soğutulmuş beyaz şarap geliyor. 
Keyfimize diyecek yok. 
Şarap damağımızda öyle bir tat bırakıyor ki; şişe alıp çıkıyoruz. 





Keyfimiz çakır, elimiz kolumuz dolu buluşma saatine kadar olan süreyi biraz daha ara sokaklarda kaybolarak geçiriyor ve soluklanmak için durduğumuz başka bir mekanda tatlı tercihimizi krem karamelden yana yapıyoruz. Doyumsuz bir lezzet ile filtre kahvenin buluşması bizi gülümsetiyor. İç güdülerimiz bu gezide bizi hiç şaşırtmadı. 


Enerji depolaması ve dinlenme iyi geliyor, ara sokaklarda kaybolmaya devam ediyoruz. 
Bir okul daha çıkıyor karşımıza, daha doğrusu benim her gezide meşhur olan tuvalet ihtiyacım bu okulu bulmamıza ve gezmemize vesile oluyor. 
Böbreklerime yarasın, harika bir müzik okulu keşfetmiş oluyoruz. 
 Eski şehrin ihtişamlı binalarında koşturan çocuklar ne şanslı diye düşünüyorum. 




Okulun sokağından aşağıda kale kapısına doğru ilerlerken müziğin ritmi ile salınıyoruz. Geldiğimiz yoldan geri döneceğiz. Buluşma noktasına yaklaştıkça geri geri giden ayaklarıma söz geçirmeye çabalıyorum. Yürüme hızım nerede ise durma noktasına geliyor. Keşke biraz daha vaktimiz olsa.





Bir sonraki yazı: 3884 km ve Balkanlarda Araba ile 4 + 1 Yolcu / Mostar'ın Köprüsü, Ekolojik Köyün Yağmuru, Srebrenitsa'nın Hüznü ve Saraybosna'nın Köftesi...


0 yorum: