Salı, Haziran 06, 2017

,

3884 km ve Balkanlarda Araba ile 4 + 1 Yolcu / Mostar'ın Köprüsü, Ekolojik Köyün Yağmuru

Dubrovink'ten yola çıktığımızda yaklaşık 3 saatlik bir yolumuz var diye, sahilden biraz daha ilerliyor, ve bir sonraki sınır geçişinden Bosna Hersek'e giriş yapmaya karar veriyoruz. Haritaya göre bu mümkün. Dalmaçya kıyılarının hakkını veremeden, sınır geçişi için denizden ayrılıyoruz. Girdiğimiz yolda bir biz, bir de ölü yılanlar var. Yol öyle dar ki, karşıdan araba gelse ne yapacağız bilmiyoruz. Bir de hava yavaştan kızıl renge bulanmaya başladı. Sanki yol artık kullanılmayan tali bir yol. Ne gelen ne giden var. Ne de bir köy, ev, insan... Telaşlanıyorum. Güzelliğinin farkına varabilecek bir ruh hali içinde değilim. Ara ara kaybolan uydular da paniğimi artırıyor. Bu sefer kesin yanlış yoldayız! Kaybolduk hatta! 

Eşim sakin adam, haritaya bakıyor, yol bir süre sonra gitmeyi planladığımız asıl yol ile birleşecek, sakin diyor. O diyor ve yapabiliyor, ben sakin kalmak için nefesimi tutuyorum. Uçsuz bucaksız bir vadinin ortasında gün batımını seyrederek ilerlerken, bir polis otosu yanımızdan geçip gidiyor. Bir kaç kilometre sonrasında iki evi olan bir yerden geçiyoruz. Sonunda iki insan gördük diye nefes almaya başlıyorum. Sulama sistemleri ile verimli topraklardaki üzüm bağları ve türlü meyve ağaçları yüzümü güldürüyor. Yanlışlıkla muhteşem bir yoldan gidiyormuşuz da heba etmişim bu anı telaşlarıma. Nice zaman sonra sınır kapısına geldiğimizde fark ediyoruz ki, sınırdaki polislermiş yanımızdan geçenler, dükkanı kapatıp eve gidiyorlarmış. Elimizi kolumuz sallayarak Bosna Hersek sınırında geçiyoruz. 

Gece hava kararınca varıyoruz Mostar'a. evlerinin çatı katının iki odasını "airbnb" üzerinden kiralayan genç çiftin evini bulmak kolay oluyor. Bahçeli bir evin alt katında ailesi yaşıyor, anne, baba ve babaanne. Gözleri ile buyur ediyorlar bizi. Gözlerimiz ile selamlıyoruz evin büyüklerini. Gençler zehir gibi ingilizce konuşuyor. Odalar şirin mi şirin. Yorgunuz ama çok da vaktimiz yok. Valizleri bırakır bırakmaz, sokaklara atıyoruz kendimizi. Ve nasıl becerdiysek, kızlar grubu erkekler grubunu kaybediyor sokaklarda. Yemek yemeği planladığımız yere gidiyoruz annemle, babamlar yok tabi. Beklemeye karar veriyoruz. Elbet gelecekler. Yaklaşık bir 15 dakika sonra ne gelen var ne giden, bir daha çıkıyoruz sokaklara, acaba önerilen diğer yerde mi bekliyorlar bizi. Bir ufak tur daha... ve yoklar tabi. Dönüyoruz ilk gittiğimiz mekana, nasıl bir yağmur başlıyor. Şaka gibi! O sırada kapıda beliriyorlar. Zınka zınk dolu mekanda yer bulunuyor bize de. Harika bir yemek ve sohbet sonrası, yorgun bedenler temkinli adımlarla ilerliyor, parke taşlı yollarda. Sabah manzara muhteşem, keyfini çıkartacak vakit yok. 


Bugün yolda ara ara yağışa yakalanacağız ve ekolojik köy Raj U Raju da mutlaka mola vermek istiyoruz. Üstelik yolculuk boyunca ilk kez bir sonraki duraktaki kalacak yer ayarlanmamış durumda. Tahmin edin ne haldeyim. Telaşlı! Herkesi ve her şeyi arabaya sıkıştırdıktan sonra, bir börek sevdası ile düşüyoruz yola. Verilen tarife göre fırını bulup börek alacağız. Sabah kahvaltısı yapmadan yola çıkmamız bu yüzden. Üstelik Mostar Köprüsü ve Mostar'ı gündüz gözüyle de gezebilmek istiyoruz. Gri bulutlar biraz daha izin verirse harika olacak diye düşünüyoruz. Yoksa nemli bir yolculuk bizi bekliyor olacak. Neyse ki, börek işi tamam, verilen adreste değil ama yol üstünde bulunan börekçiden de memnun kalıyoruz. 















Neyse ki, 1-2 saat içinde Mostar'ı ıslanmadan geziyor ve köprüsünden de çekip, yola koyuluyoruz. Yola çıkar çıkmaz, yağmur atıştırmaya başlıyor. Ucuz yırttık deyip seviniyoruz. Yağmur şiddetini öyle hızlandırıyor ki, ekolojik köye uğramak konusunda kararsız kalıyoruz. Hepi topu 5 km. içeri girip tekrar döneceğiz, yağmurun ritmine kapılıp, yeşilliğin arasından kıvrılan yolsa ilerliyoruz. Araçtan inemeyecek kadar çok yağmasına rağmen, iki fotoğraf çekip hızla geldiğimiz gibi dönüyoruz; başka bir bahara gelmeyi ve kalmayı umut ederek. 










Bir sonraki yazı: 3884 km ve Balkanlarda Araba ile 4 + 1 Yolcu /  Umudun Tüneli, Saraybosna'nın 'Cevapi'si ve Srebrenitsa'nın Hüznü

0 yorum: